BİR VENEDİK KEMERİ 

Son Lüzinyan kralı II. James’in vefatından sonra ünvanına yakışan bir gelirden mahrum bırakılan Caterina Cornaro, bir süre Mağusa’daki Lüzinyan Sarayı’nda yaşar. Mağusa halkı kraliçelerini desteklemesine rağmen, bir kölenin hançerle yatak odasına girmesi sonucu korkup yıldırılan kraliçe, sarayı Venedikli Provveditore’ye teslim ederek yakınlardaki daha küçük bir saraya taşınır. Gibellino’nun Mağusa kuşatmasını tasvir eden gravürde, Lüzinyan sarayının kuzeyinde ve aynı hizada, neredeyse aynı büyüklükte “palazzo de la regnina” adında ikinci bir saray görülmektedir. “Regina” “kraliçe” demek olduğundan, bahsedilen muhtemelen Caterina Cornaro’nun özel konutudur. Ancak daha doğuda, paralel bir sokakta, Gibellino tarafından işaret edilen yapıyla uyumlu olabilecek bir saray cephesi daha vardır. Bu bir anıtsal kemerdir. Bu görkemli kemer, bahsedilen sarayın girişi olabilir.  

Nadiren de olsa, tarih boyunca Mağusa’dan yolu geçmiş bazı kişiler kültürel miras değerindeki anıtların değerini anlayıp, onları korumaya çalışmıştır. Stratejik nedenlerle Mağusa’yı donanmanın ve ordunun merkezi yapma çalışmaları yürüten ve maddi kaynakları yol yapımı ve restorasyon işleri için kullanmak isteyen, Kıbrıs’ın ikinci Yüksek Komiseri Sir Robert Biddulph (1879–1886), bu kemerin korunmasını istemiş olmalı ki, hâlâ birçok resmi ve Allan Langdale gibi sanat tarihçilerinin de yer aldığı akademik kaynaklarda bu kemerin adı Biddulph Kapısı olarak geçmektedir. Bazı kaynaklara göre ise, bu anıtsal kemerin tutkuyla korunmasını isteyen kişi aslında bir başka yüksek komiserdir: Kıbrıs’ın üçüncü Yüksek Komiseri Sir Henry Bulwer (1886-1892). Arkeolojiye büyük bir ilgi duyan Bulwer, kişisel arkeolojik kazıları yasaklamış ve 1887’de kazı araştırmaları fonu olan “Cyprus Exploration Fund”in kurulmasına önayak olmuştur. Bulwer bu kemere olan tutkusundan kemerin bulunduğu araziyi satın almış ve vasiyetinde, kapının her zaman güvende tutulacağı şartıyla bu araziyi hükümete bırakmıştır. Bu sebeple kemerin ismi bazı kaynaklarda Bulwer’s Arch, bazı kaynaklarda Biddulph’s Gate olarak geçer.  

Müzelerin dekolonizasyonunun tartışıldığı bu çağda, bu kemerin gerçek adının ne olması gerektiği hususunda, onu hangi İngiliz yüksek komiserinin korumak istediği üzerine kurulan bir diskur yerine, kemeri kültürel mirasın gerekliliğine uygun olarak dönemine dair bir isimle yeniden adlandırmayı tercih etmek, daha uygun olmaz mı? 

Derleyen: Dr. Salamis Ayşegül Şentuğ-Tuğyan 

Kaynaklar: ‘Did You Know’ Online Series by CVAR Severis Foundation 

“At the Edge of Empire: Venetian Architecture in Famagusta, Cyprus” Viator: Medieval & Renaissance Studies 41, n. 1 (2010), 155-198. 

Fotoğraf kaynak: cvar.severis.org