Mağusa’nın Taşlarına Hayat Veren Kişi: Antikacı Ahmet Usta 

6 Mayıs 1938 yılında Sinde (İnönü) köyünde, çiftçi-hayvancı bir ailenin beşinci çocuğu olarak dünyaya gelen Ahmet Zorlu, ilkokulu köyünde tamamladıktan sonra, meslek öğrenmek için Mağusa’ya gelir. Mağusa’da inşaatlarda çıraklıkla başlayan meslek hayatı, 1957 yılında Eski Eserler ve Müzeler Dairesi’nde kadrolu restorasyon ustası olarak görev alması ile şekillenir. Burada uzun yıllardan beri çalışan ustası Salih Konti’nin yanında, tarihi binaların restorasyon sanatının inceliklerini öğrenir. Eski binaların yapım şekillerine, binalarda kullanılan malzemelere ve özellikle Mağusa’nın tarihi yapılarının taş işçiliğine duyduğu hayranlık, sanatını geliştirmesinde önemli etken olmuştur. Mağusa Akkule yanındaki kara giriş kapısı önünde taş köprünün darlığını gidermek için günlerce taşları yontarak köprüyü nasıl genişlettiklerini, zamana dayanamayan Mağusa içindeki kiliselerin yıkılan bölümlerini onarmak için bir yandan taşları yontarken, bir yandan da kum, sönmemiş kireç ve babutsa suyu ile harç yapmayı, Lala Mustafa Paşa (Saint Nicolas) ve Lefkoşa’daki Selimiye (Saint Sophia) ile Haydarpaşa (Saint Catherine) Camiler’inin pencerelerinin orjinalindeki gibi, kamış ve alçı ile kalıp dökerek, daha sonra da onları, Fransız Lüzinyan ustalarının yaptıkları motiflere göre, günlerce oyarak içine cam yerleştirilmesini; Akkule dışında yıkılan sur duvarlarının tamirini, Ahmet Usta’nın teknik bilgisi sayesinde olduğunu çoğu kimse belki bilmemektedir. Adamızın hem güneyinde hem de kuzeyinde yapılan birçok arkeolojik kazıda da bulunup, işin tüm pratik ayrıntılarını yaşayarak öğrenmişti.

Mağusa’nın her köşesini kaledeki dehlizleri, sığınakları, kilise bodrumlarını, avcunun içi gibi bilen Ahmet Usta, kale içindeki tarihi hurma ağaçlarını da budayıp, bakımını yapmaktaydı. Onu zaman zaman temiz, tertipli, resmi kıyafeti ile Canbulat Müzesi’nde, Saint Barnabas Manastırı’nda veya Salamis Harabeleri’nde müze görevlisi ve rehberlik yaparken de görürdünüz. Pratikten öğrendiği İngilizce, Rumca, Almanca ve İtalyanca ile herkes ile iletişim kurmayı başaran, sosyal kişiliği ve yardım severliği ile tüm Mağusa’nın sevgisini kazanan bir kişiliğe sahipti. Kendi evinde hazırladığı kalıplara alçı döküm yaparak veya taşları büyük bir incelikle yontarak yarattığı taklit eski eserleri dostlarına hediye etmesi, onun mesleğine ne kadar aşık olduğunu göstermektedir. Yaptığı pul ve para koleksiyonları Ahmet Usta’nın çok yönlü, renkli kişiliğinin yansımalarıdır. 

Toplumlararası çatışmaların başladığı 1958 yılında, Sakarya Bölgesi’de ağır bir fiziki saldırıya uğramasına, 1974’te Akkule’deki mevzilerde çarpışırken uğradığı bombalı saldırı sonrası, yıllarca yaşadığı travmalara rağmen, dil, din, ırk ayrımı yapmadan, insanlara olan sevgisini yitirmeden, toplumsal varoluşta verdiği hizmeti bir övünç ve menfaat elde etme gerekçesi yapmayıp, onuru ile yaşamayı seçenlerdendi.  

Ailesine olan bağlılığı, eğitime olan düşkünlüğü, altı kızının başarılı ve topluma yararlı bireyler olarak eğitim alıp yetişmelerinde önemli bir etken olmuştur. Ahmet Usta’nın yardım severliği, işine verdiği önem, samimi dostluklar kurması, gerek işinde, gerekse tüm Mağusa’da çok sevilmesinin en önemli sebepleriydi.  

Siyah deri ceketi, mavi kot pantolonu, pırıl pırıl çizmeleri, taranmış siyah saçları ve bakımlı gür bıyıkları ile Matchles motorunun üzerinde Akkule Kapısı’ndan İstiklal Caddesi’ne girişi, hazırcevaplığı, doğaçlama okuduğu manileri tüm Mağusalılar’ın hayalinde kalıcı yer etmiştir.  

1986 yılının Kasım ayı sonunda, bir Pazar günü, işine olan bağlılığının gereği, Liman Yolu’nda, şimdiki Türk Bankası’nın olduğu yerdeki yıkılan tarihi binanın kemerinin restorasyonunu kontrol ettiği sırada, kemerin üzerine yıkılması nedeni ile, genç yaşta (48) hayata veda etmiştir. Ölümü tüm Mağusalıları üzerken, onu sevenler cenazesinin arkasında mahşeri bir kalabalıkla, mezarlığa kadar yürüyerek ona olan sevgilerini göstermişlerdir.  

Mağusa surlarından düşen her taşı, yıkılan her anıtı, çöken her tarihi binayı kendine dert eden Ahmet Usta’nın yokluğu Mağusa’yı öksüz bırakmıştır. Mağusa’nın antikacı Ahmet Usta’sının yeri hala daha doldurulamamıştır.  

Derleyen: Suna Elcil