Mağusa’ya Bayılan(!) Hollandalı Ressam 

Memleketi Lahey’den 1674’de ayrılarak medeniyetin ve sanatın beşiği olarak gördüğü Akdeniz ülkelerinde 20 yıl boyunca dolaşan Hollandalı ressam Cornelis de Bruyn, deniz ulaşımındaki tüm güçlüklere rağmen çok görmek istediği Kıbrıs’a uğramadan edemez. 1683 yılında, Nisan ayının sonlarında adaya çıkar çıkmaz Kıbrıslı bir rehberle anlaşıp iki de katır kiralayarak bir ayı aşkın süre adanın dört bir tarafını gezer. Hiç şüphesiz ressamı, heybeti ve tarihi ihtişamıyla burada en çok Mağusa etkiler. Sadece Müslümanların ikamet edebildiği kale içinde bir ‘Frenk gavuru’ olarak barınamasa da, şehrin bir tablosunu yaratmak arzusundan vazgeçmek istemez ressam. O gün ona kapalı olan Mağusa’yı, bugün bize kapalı olan ve şehrin en güzel manzarasına sahip güney kıyısına kurularak aceleyle ve tutkuyla resmetmeye başlar. Fakat kendini Mağusa’ya fazla kaptıran Hollandalı ressamın çalışması yarıda kalır, zira Kıbrıs sıcağını hesaba katmamıştır. Başına güneş geçen Bruyn, aniden düşüp kalır. Neyse ki bir süre sonra iyi kötü kendine gelir, ayılır ve büyük bir özveri ile çizmeye devam eder. Ve bize şehrin tarihi çehresini anlamamız için paha biçilmez bir miras bırakır. Gerçekçi şehir manzarası ve mimari yapı çizimleriyle meşhur ressamın tablosu, kaderi malesef depremlerle çizilen Mağusa’nın 1735’teki büyük yıkımdan önceki halini yansıtır. Tabloda gördüğümüz ve bugün artık var olmayan pek çok binanın haricinde, St. George Kilisesi’nin depremde çökmüş olan kubbeli tavanı özellikle dikkat çekicidir. 

Kaynak: Corneille le Bruyn – A Voyage to the Levant (Londra, 1702) 

Derleyen : Okcan Yıldırımtürk